9:25 AM
Cam kapıyı itti. İçeri girdi. Kapının hemen yanındaki masanın sandalyesini çekti oturdu. Dışarıdaki masa ile arasında sadece bir cam vardı incecik bir cam. Bir çay söyledi kendini büyük bardakta. Karşısında oturan arkadaşıyla konuşmaya başladı.
“Uzak durmak ne kadar acı öyle karşında duruyor yakınında ama uzaksın çok uzak.”
“Aynen öyle o kadar kötü ki herkes konuşuyor sen konuşamıyorsun, dokunamıyorsun sadece izliyorsun ceza almış küçük bir çocuk gibi.”
Kafasını sağ tarafa çevirdi istemeden göz göze geldi. Tam yanında oturuyordu. Arada sadece ince bir cam vardı. Kafasını tekrar arkadaşına çevirdi.
“Yanında oturuyor baksana ama elini uzatsan dokunamayacaksın.”
“Kokusu burnuna geliyor ama sen dönüp sarılamıyorsun. Kalbinin atışını vücudunda hissedemiyorsun.”
“Yanına gitmeye çekiniyorsun bazen de. İçinde bir şey tutuyor seni ondan uzaklaştırıyor bir an.”
“Konuşmaya ihtiyacın var sadece onunla konuşmaya. ama onunla bir daha asla konuşamayacaksın.”
“Bir daha göremeyeceksin mesela ya da başkasıyla görüyorsun ve başından aşağı kaynar sular dökülüyor.”
“Sana sarılmasını istediğin kollar başkasına sarılıyor.”
“Senin öpmeye kıyamadığın o yüzü bir başkası öpüyor.”
“Senin dokunmadığın saçlara başkası dokunuyor. Aşkından dokunamadığın boynu onun boynunu başkaları öpüyor.”
“O güzel elleri bir başkası tutuyor.”
“O dudaklardan çıkan kelimeleri başkası dinliyor. Sen sesini bile duyamazken.”
“O harika gülüşü bir başkası izliyor.”
“Biz insanların gülüşlerini seviyoruz.”
Kafasını çeviriyor tekrar sağ tarafa cam olduğu yerde duruyor ama o kalkıp gitmiş. Tıpkı daha önce yaptığı gibi. Seviyorum deyip bağlanmayanlar çok ilgi çekiyor bu devirde.
